7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Kanal D'de Yayınlanan "Abbas Güçlü İle Genç Bakış" İsimli Programdaki İddialarıyla İlgili Basın Açıklaması

2 Mart 2006 tarihinde Kanal D'de yayınlanan 'Abbas Güçlü ile Genç Bakış' isimli programa 7. Cumhurbaşkanımız sayın Kenan Evren konuk olarak katılmıştır. Söz konusu programda sayın Evren, müvekkilim muhterem Fetullah Gülen hakkında gerçeklere aykırı açıklamalarda bulunmuştur.

Ayrıca, bu gün bazı internet sitelerinde yayınlanan haberlere göre sayın Evren, Marmaris'te yaptığı açıklamada 'Gülen'in başka yollardan para kazandığını, dinci örgütler tarafından toplanan paralarla okullar yapıldığını, bu nedenle okulların ucuz olduğu, okullara alınan çocukların beyninin yıkandığı' şeklinde asılsız iddialarını devam ettirmiştir.

CUMHURİYET

Sayın Evren'in, 'Cumhuriyetin temsili diye Fetullah Hoca kravat takmaz' şeklindeki sözü büyük bir talihsizliktir. Zira, bütün kamuoyunun yakından bildiği üzere müvekkilim hiçbir zaman Cumhuriyet'in karşısında olmamış, bilakis her zaman yanında ve destekçisi olmuştur.

Sayın Fetullah Gülen'in Cumhuriyet hakkındaki düşünceleri kitaplarında ve Kanal D dahil bir çok televizyon kanalında yayınlanan konuşmalarında açıkça yer almıştır.[1] Muhterem Gülen'in kitaplarına ve konuşmalarına bakıldığında, 'hürriyetin anası' olarak nitelendirdiği Cumhuriyet için 'yükselmiş ruhların idare şekli ve insan şerefine de en uygun olanıdır' demekte olduğu görülecektir. Müvekkilim Cumhuriyeti 'halkın intihab ve meşveret hakkı olan idare' şeklinde tanımlamakta ve onu ilk talim eden kitabın da Kur'an-ı Kerim olduğunu belirtmektedir. Sayın Gülen her zaman, Cumhuriyetin dinimizle hiçbir biçimde çelişki içinde olmadığını; 'Cumhuri idareyi Kur'an'a zıt göstermenin, ya maksatlı ya da bilgisizlik eseri' olduğunu vurgulamaktadır.

KRAVAT

Diğer yandan, müvekkilimin 'Cumhuriyetin temsili diye kravat takmadığı, kravat takma şartı koyduğu için Kenan Evren'le görüşmeye gitmediği' şeklindeki beyanlar her yönüyle gerçeklere aykırıdır. Bir kere, kravatın Cumhuriyetin simgesi olduğu iddiası, hiçbir mesnedi olmayan bir varsayımdır. Eğer öyle olsa, bu gün sokaklarda kravatsız gezen milyonları Cumhuriyet düşmanı ilan etmekten başka çare kalmazdı!

Sayın Evren, 'Fethullah Gülen'in İzmir'de müftü iken, devlet memuru iken dahi kravat takmadığı' yönündeki yönlendirme soru üzerine, 'hiçbir zaman takmadığını' söylemiştir. Oysa, müvekkilim hiçbir zaman müftülük yapmadığı gibi; kravatlı fotoğrafları bu güne değin onlarca belki yüzlerce defa medyada yer almıştır. Müvekkilimin arkadaşları ile çekilen fotoğraflarına bakıldığında, yanındaki kişilerin de hep kravatlı olduğu görülecektir. Bu durum, sayın Evren'in beyanlarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu ortaya koymaktadır.

RÜŞVET

Sayın Evren konuşmasında 'iki profesörün Fetullah Gülen adına kendisini ziyarete geldiğini, rüşvet olarak yanlarında bir saat getirdiklerini' iddia ederek, müvekkilimi rüşvet gönderen bir kişi durumuna düşürmüş, ancak bu iki kişinin adını açıklamayacağını söylemiştir. Müvekkilim hayatı boyunca ne bir kişiye rüşvet vermiş ve ne de göndermiştir. Bilindiği üzere, her müddeinin, iddiasını ispat yükümü altında olduğu evrensel bir hukuk kuralıdır. Sayın Evren, bu kişilerin kim olduğunu, Gülen'le ne gibi bir ilgisi olduğunu açıklamak ve ispatlamak zorundadır. Aksi takdirde, mesnetsiz beyanlarla kişileri töhmet altında bıraktığı şeklindeki kamuoyu yargısından kurtulamayacaktır.

OKULLAR

Sayın Evren, Gülen'in okullarında Atatürk resimleri olduğunu, her şeyin bulunduğu bu okulların güzel olduğunu; ancak asıl melanetin dışarıda yapıldığını söyleyerek büyük bir üzüntüye yol açmıştır. Gerçekte müvekkilimin hiçbir okulu olmadığı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Ancak müvekkilim, sayın Evren'in eğitim seferberliği başlattığı bir dönemde, cami kürsülerinden, konferans salonlarında halkımızı bu seferberliğe katılmaya, devletine destek vermeye teşvik etmiştir. Anadolu insanının bu tavsiye ve teşvikler neticesinde açtığı okulların müvekkilimin adına nispet edilmesi esasen doğru değildir. Bununla birlikte, bu okullar hep modern ve çağdaş eğitimi, bilimsel çalışmaları ile dikkat çekerek uluslar arası birçok başarıya imza atmıştır. Yurt dışında, ülkemizi milli değerlerimizi başarıyla temsil ederek, Türkiye'nin gönüllü fahri temsilcileri olmuştur.

Maalesef, ülkemizde uyuşturucu alışkanlığı, çeteleşme, şiddet, gasp, adam öldürme gibi suçlar liselere hatta ortaokullara kadar inmiştir. Hal böyle iken, müvekkilime nispet edilen özel okullarda bu güne değin hiçbir şekilde böyle bir suçla karşılaşılmamış olması takdire şayan değil midir? Nitekim cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri, siyasiler, yüksek komutanlar, işadamları, farklı düşüncelerden aydınlar, sanatçılar gibi bu okulları gezen ve inceleyen kişiler hep bu okullar hakkında olumlu görüşler beyan etmişlerdir. Sayın Evren'in, her zaman başarıları ile anılan bu okullar için sarf ttiği sözlerin hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Melanet kelimesini sokakta duyduğumuzda haya etmekte ve yüzümüz kızarmaktadır. Acaba, ülkemizde en yüksek makamlarda bulunmuş bir kişi, bu ifadeyi nasıl sarf edebilmiştir?

GÜLEN'İN GELİRİ

Muhterem Fetullah Gülen'in geliri, emekli maaşı ve telif haklarından ibarettir. Gülen'in başka yollardan para kazandığı iddiası tamamen hayal ürünüdür.

Dinci örgütler tarafından toplanan paralarla okullar kurulduğu, okulların giderlerinin bu paralardan karşılandığı, bu nedenle okulların ucuz olduğu, okullarda çocukların beyninin yıkandığı iddiaları da gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Söz konusu okullar her yıl devletin yetkili kişi ve kurumları tarafından defalarca denetlenmiştir. Bu denetimlerde, bu iddialara ilişkin hiçbir husus tespit edilmemiştir. Bu okulların kendi öz kaynakları ile kurulduğu ve eğitim yaptığı kamuoyunda yakinen bilinmektedir. Bu okulların ücretleri de bilebildiğimiz kadarıyla, emsallerinden farklı değildir.

Söz konusu okullar, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı aydın insanlar yetiştirmekte olup, bu okullarda çocukların beyninin yıkandığına dair hiçbir bulgu yoktur.

SIKIYÖNETİM

Sayın Evren, 'biz onu 12 eylül döneminde mahkemeye verdik İzmir'de Sıkıyönetim Mahkemesine gitti ve orada beraat etti. Ne yapalım, hakimler beraat ettirdi' demiştir. Üzülerek belirtmeliyiz ki, sayın Evren'i artık hafızasının yanılttığı anlaşılmaktadır. 12 Eylül döneminde müvekkilim İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanmamıştır.

Ancak, 12 Eylül 1980 tarihinden çok sonra, 1986 yılında, bir gazete haberi üzerine İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı tarafından müvekkilim hakkında bir soruşturma yürütülmüş ancak Savcılık makamı, incelenen yüzlerce kasette suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle müvekkilim hakkında takipsizlik kararı vermiştir.

İster Sıkıyönetim Mahkemesi ister DGM Savcılığı olsun; bir kişinin beraat etmesi veya bir soruşturma sonucu aklanması yadsınacak bir durum mudur, ki sayın Evren tenkitte bulunmaktadır. Malum olduğu üzere 'beraat kararı' bir kişinin suçsuz olduğunu, hukuk önünde aklandığını, haksız yere mahkeme önüne getirildiğini ortaya koyan hükümlerdir. Unutulmamalıdır ki söz konusu beraat veya takipsizlik kararlarını veren hakim ve savcılar bağımsız yargının birer unsurudurlar, yoksa yanılıyor muyuz?

CUMHURİYET VE DARBELER

Sayın Evren'in konuşmasında darbelerin övüldüğü nedeniyle, İzmir barosundan bir avukat tarafından Muğla Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu haberi basında yer almıştır. Esasen bu suç duyurusu, sayın Evren'in büyük çelişkisini kamuoyunun gözleri önüne sermiştir. O da, şudur: İddia gerçeğe aykırı olduğu halde, kravat takmamak mı Cumhuriyet karşıtlığıdır, Cumhuriyetimizin istikrarı önünde engeldir; yoksa darbeleri övmek, desteklemek, tekrarını arzulamak mı?

Kamuoyuna saygılarımızla sunarız.

Fetullah Gülen Vekili
Av. Orhan Erdemli


[1] Bkz: Ölçü veya Yoldaki Işıklar, c. 3, ss 26-29; Kanal D, Yalçın Doğan'la Güncel Programı 16.4.1997; 6.4.1997 tarihli Aksiyon Dergisi...

Pin It
  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2024 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.